Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 506

II. Saklı pay

II. Saklı pay

Madde 506 - Saklı pay aşağıdaki oranlardan ibarettir:

1. Altsoy için yasal miras payının yarısı,

2. Ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri,

1I

4. Sağ kalan eş için, altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü.

I-) Not:

Maddenin 3. bendi 04.05.2007 tarihli ve 5650 sayılı Kanun’un 2. maddesi gereğince madde metninden çıkartılmıştır.

3. bent, yürürlükten kaldırılmadan önce şu şekilde idi:

"Kardeşlerden her biri için yasal miras payının sekizde biri,"

II-) Yargı Kararları:

1-) YHGK, T: 07.07.2010, E: 2010/1-360, K: 2010/372:

Bkz. madde 505.

2-) Y. 16. HD, T: 22.10.2010, E: 2010/7234, K: 2010/6245:

“… Tenkise karar verilebilmesi öncelikle tüm terekenin tespit edilerek ölüm tarihindeki fiyatlara göre değerlendirilmesi ile mümkündür. Miras bırakan Bursa, Nilüfer İlçesi, 1254 (6614) ada, 1 sayılı parselde bulunan (6) numaralı meskendeki sahibi olduğu 1/2 hissenin tamamını eşi olan davalıya vasiyet etmiştir. Vasiyet edilen taşınmazın kalan 1/2 hissesi murise ait olmayıp davalı Hatice G...’e ait iken taşınmazın tamamı murise ait kabul edilerek tenkis hesabı yapılmış, vasiyet edilen taşınmaz haricinde murisin terekesinde taşınmazlar olduğu dosya arasında mevcut tapu kayıtlarından anlaşılmasına karşın, tasarruf nisabı ve saklı payın bulunabilmesi için de miras bırakanın bütün malvarlığı ile alacaklarının ve temlike konu şeylerin ölüm günündeki niteliklerine göre değerlerinin tespiti gerekmekte iken vasiyet edilen tereke miktarı dahi tam ve doğru olarak tespit edilmeden, davalının cevap dilekçesinde belirttiği gibi mirastan feragat edip etmediği araştırılmadan yapılan tenkis hesabı doğru bulunmamıştır. Tenkis davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlararası karşılıksız kazandırmaların yasal zemine çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlararası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarının zedelenmiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı ile, (iadeye) denkleştirmeye (TMK. md. 669) ve tenkise tabi (TMK. md. 514, 565) olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin üç aylık geçim giderleri, terekenin yazımı, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak, parasal olarak miktarın tespiti gerekir. (TMK. md. 507) Miras bırakanın Türk Medeni Kanunu’nun 506. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. …”

3-) Y. 2. HD, T: 27.09.2010, E: 2010/9218, K: 2010/15381:

“… Miras bırakan 27.10.2003 tarihinde vefat etmiş olup, geriye mirasçı olarak davacı eş Emine ile çocukları Nilgün, Nilüfer ve torunu Fırat ile davalı Yusuf kalmıştır. Sağ kalan eş için saklı pay, altsoy ile birlikte mirasçı olduğunda yasal miras payının tamamı, altsoy için saklı pay ise, yasal miras payının yarısıdır. (T.M.K.md.506/1-4) Tasarruf edilebilir kısım, terekenin miras bırakanın ölümü günündeki durumuna göre hesaplanır. (T.M.K. md. 507/1)

Mahkemece hükme esas alınan, tasarruf nisabı ve saklı payın hesabına ilişkin 09.04.2008 tarihli ek raporda terekenin miras bırakanın ölüm tarihindeki değerleri değil, keşfin icra edildiği 12.05.2006 tarihindeki değeri esas alınarak saklı pay hesabı yapılmıştır. Ayrıca yapılan bu saklı pay hesabında, murisin tasarruf edebileceği kısım (tasarruf nisabı) altsoyun miras paylarının 1/2’si iken tamamının dikkate alınması da yanlıştır. Bu haliyle tasarruf nisabı ve saklı payın hesabına ilişkin, bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. …”

III-) Türk Kanunu Medenîsi:

Türk Kanunu Medenî’sinin 453. maddesi tek bir fıkradan ibaretti:

“II. Mahfuz hisse

Mahfuz hisse aşağıdaki miktarlardan ibarettir:

1-  Füruu için miras hakkının dörtte üçü.

2-  Baba yahut ana için yarısı.

3-  Erkek ve kız kardeşlerden her biri için dörtte biri.

4-  Karı veya koca için kanuni mirasçılar ile içtima halinde mirastan mülkiyet hakkı olan miktarın tamamı veya kendisinden başka mirasçı bulunmadığı takdirde yarısı.”

Ancak hükme 903 sayılı ve 13.07.1967 tarihli Kanun’un 2. maddesi ile aşağıdaki fıkralar eklenmiştir2:

“Kamu yararına yapılan hibelerde ve gelirlerinin yarısından fazlası kamu görevi niteliğindeki işlerin yapımına bırakılarak kurulacak vakıflarda mahfuz hisse, mirasçının içtimaî durumuna uygun nafakadan az olmamak kaydı ile yukarıda zikrolunan miktarların 1/3 ü kadardır.

Ancak vakfın gelirinin % 20’si kendisine bırakılan mahfuz hisseli mirasçılar tenkis dâvası açamazlar.

Vakfın gelirinin % 20’sinin mahfuz hiseli mirasçılara bırakılması halinde yalnız onların da mahfuz hisseli mirasçıları bu gelirden faydalanabilirler; daha sonra gelen mahfuz hisseli mirasçılara ancak, vakıf senedinde açık hüküm bulunmak şartiyle muavenet nafakası verilir.”

Ancak hüküm daha sonra 3678 sayılı ve 14.11.1990 tarihli Kanun’un 12. maddesiyle aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir3:

"II. Mahfuz hisse

Madde 453

Mahfuz hisse aşağıdaki miktarlardan ibarettir:

1.  Füru için kanunî miras hakkının dörtte üçü,

2.  Ana ve babadan her biri için kanunî miras hakkının yarısı,

3.  Kardeşlerden her biri için kanunî miras hakkının dörtte biri,

4.  Sağ kalan eş için, füruu ile birlikte mirasçı olması halinde kanunî miras hakkının tümü, diğer hallerde kanunî miras hakkının yarısı.

Gelirinin yarısından fazlası kamu görevi niteliğindeki işlerin yapımına bırakılarak vakıf kurulmasında mahfuz hisse, yukarıda gösterilen hisselerin üçte iki oranındadır.

Genel ve katma bütçeye dahil kurum ve kuruluşlarla, il özel idarelerine, belediyelere, Kanunla kurulan fonlara, kamu yararına çalışan derneklere ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğinde işlere harcayan vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ve hibelerde yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır."

IV-) Madde Gerekçesi:

Yürürlükteki Kanunun 453 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddede dört bent hâlinde saklı paylı mirasçılar ve bunların saklı payları hükme bağlanmıştır.

Mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünün genişletilmesi yönündeki eğilimler göz önünde tutularak saklı pay oranları yeniden belirlenmiştir. Saklı paylı mirasçılarda değişiklik yapılmamasına rağmen, bunların alacakları saklı pay oranlarında mirasbırakanın tasarruf özgürlüğü lehine azaltma yoluna gidilmiştir. Bu anlamda olmak üzere yürürlükteki metinde altsoy için miras payının dörtte üçü olarak öngörülen saklı pay oranı, miras payının yarısına; ana ve baba için miras payının yarısı olarak öngörülen saklı payın dörtte bire; kardeşler için miras payının dörtte bir(i) olarak öngörülen saklı payın sekizde bire indirilmesi uygun bulunmuştur.

Yapılan bu değişiklik İsviçre Medenî Kanununun 471 inci maddesindeki ilk iki bent ile paralellik göstermektedir. İsviçre Medenî Kanununda kardeşler saklı paylı mirasçı olmaktan çıkarıldığı hâlde, Türk aile yapısı ve yakın aile bağları göz önünde tutularak kardeşlerin hiç olmazsa miras payının sekizde biri oranında saklı paylı olmaları kabul edilmiştir.

Maddenin (4) numaralı bendi, sağ kalan eşin saklı payı ile ilgilidir. Bu bent hükmü 23/11/1990 tarihinde yürürlüğe konulan 3678 sayılı Kanunla yakın bir tarihte değiştirilmiş idi. Bu değişikliğin amacı, genel eğilime uygun olarak sağ kalan eşin daha etkin bir şekilde korunmasıydı. Ancak 3678 sayılı Kanunun bu genel amacıyla, Yürürlükteki Kanunun 453 üncü maddesinin (4) numaralı bendinde yapılan değişikliği bağdaştırmak mümkün olmamıştır. Zira (4) numaralı bent hükmü ile sağ kalan eşin üçüncü zümrede büyük ana ve babalarla birlikte mirasçı olması hâlinde, saklı pay oranı mevcut düzenlemeye nazaran arttırılmamış, azaltılmıştır. (4) numaralı bent hükmü 3678 sayılı Kanunla değiştirilmeden önce, sağ kalan eş, üçüncü zümre ile birlikte mirasçı olduğunda miras payı 1/2 mülkiyet ve 1/4 intifa hakkına sahip idi. Buna göre sağ kalan eşin saklı payı 1/2 oluyordu. 3678 sayılı Kanunla yapılan değişiklikte sağ kalan eşin üçüncü zümrede büyük ana ve babalarla mirasçı olduğunda yasal miras hakkının yarısı oranında saklı pay alması kabul edilmiştir. Sağ kalan eş büyük ana ve babalarla mirasçı olduğunda terekeden 3/4 mülkiyet payı aldığından, saklı payı ise bunun yarısı olan 3/8 olmaktadır. Bu oran, değişiklikten önce sağ kalan eşin 4/8 oranındaki saklı payından daha az olmaktadır.

3678 sayılı Kanunla getirilen bu olumsuz değişikliği gidermek üzere, ayrıca sağ kalan eşin ikinci zümre ile birlikte mirasçı olması hâlinde saklı pay oranını arttırmak amacıyla bu bent hükmü yeniden düzenlenmiştir. Bu yeni düzenlemeyle sağ kalan eşin altsoy ile birlikte mirasçı olması hâlinde terekeden alacağı 1/4 oranındaki miras payının tamamını; ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde terekeden alacağı 1/2 oranındaki miras payının tamamını; büyük ana ve büyük babalar ile birlikte mirasçı olması hâlinde ise terekeden alacağı miras payının 3/4 ünü saklı pay olarak alması sağlanmıştır.

Yürürlükteki Kanunun 453 üncü maddesinin ikinci fıkrası indirilmiş saklı pay oranlarıyla ilgilidir. Bu fıkra hükmü maddeye alınmamıştır. Zira yasal mirasçılardan saklı paylı mirasçıların saklı pay oranları, sağ kalan eş dışında oldukça düşürülmüş olduğundan, ayrıca maddenin ikinci fıkrasında öngörülen amaçlara yönelik tasarrufların bulunması hâlinde indirilmiş saklı pay oranlarının kabul edilmesine gerek görülmemiştir. Kaynak Kanuna uygun olarak saklı pay miktarları tek tip olarak düzenlenmiş; saklı payın azaltılmış diğer bir şekline yani saklı payın niteliğinden farklı bir saklı pay kurumuna yer verilmemiştir. Diğer taraftan, 570 inci maddeye eklenen bir fıkra ile kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı vakıf ve derneklere yapılan ölüme bağlı tasarruflar ile sağlararası kazandırmaların tenkiste sıra açısından en son tenkis edileceğine ilişkin özel bir düzenleme yapılması uygun ve yararlı görülmüştür.

V-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

II. Pflichtteil

Art. 471

Der Pflichtteil beträgt:

1. für einen Nachkommen drei Viertel des gesetzlichen Erbanspruches;

2. für jedes der Eltern die Hälfte;

3. für den überlebenden Ehegatten die Hälfte.

2-) CCS:

II. Réserve

Art. 471

La réserve est:

1. Pour un descendant, des trois quarts de son droit de succession;

2. Pour le père ou la mère, de la moitié;

3. Pour le conjoint survivant, de la moitié.

 

Not: İsviçre Medenî Kanunu’nda saklı paylı mirasçıların kapsamı 18.06.2004 tarihli Federal Kanun ile 01.01.2007 itibariyle genişletilmiştir. İsviçre Medenî Kanunu’nun 470. maddesinde yapılan değişiklikle tescil edilmiş evlilik dışı birlikteliklerde sağ kalan tarafın saklı paylı mirasçı olduğu kabul edilmiş; 471. maddesinin 3. bendinde yapılan değişiklikle de sağ kalan tarafın saklı payının, yasal miras payının yarısı olduğu kabul edilmiştir.

 

VI-) Yararlanılabilecek Monografiler:

Tahir Çağa; Türk-İsviçre Hukukuna Göre Mahfuz Hisseli Mirasçıların Hukuki Vaziyeti, İstanbul, 1950.



1   RG.10.05.2007; S: 26518.

2   RG. 24.07.1967; S: 12655.

3   RG. 23.11.1990; S: 20704.

 

Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.