Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 669

A. Mirasçılar arasında

Üçüncü Ayırım 1

Mirasta Denkleştirme

 

A. Mirasçılar arasında

Madde 669 - Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler.

Mirasbırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça, denkleştirmeye tâbidir.

I-) Yargı Kararları:

1-) YİBK, T: 01.04.1974, E: 1974/1, K: 1974/2:

Bkz. madde 565.

2-) Y. 2. HD, T: 18.07.2011, E: 2011/9794, K: 2011/12587:

“… Mirasbırakan tarafından sağlığında eşine yaptığı kazandırma, açıkça iadeye tabi olduğu belirtilmedikçe kural olarak iadeye tabi tutulamaz. Davalı eşe yapılan kazandırma Türk Medeni Kanunu’nun 669/2. maddesinde sayılanlardan değildir. Bu durumda karşılıksız kazandırmanın miras payına mahsuben yapıldığın(ı) ve iadeye tabii olduğunu davacı her türlü delille kanıtlayabilir. Öyleyse ispat yükü davacıdadır. …”

3-) Y. 2. HD, T: 09.04.2009, E: 2009/625, K: 2009/6776:

“… Yasal mirasçılar, miras bırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler (TMK m. 669/1). Bu hükme göre, altsoy dışındaki yasal mirasçıların miras bırakandan elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaların denkleştirmeye (iadeye) tâbi olması için, bunların miras payına mahsuben verildiğinin kanıtlanması gerekir. Davacı, miras bırakanın 18.04.2005 tarihinde davalı (eşine) aktardığı paranın, miras payına mahsuben verildiğine ilişkin bir delil getirememiştir. O halde, davalıya aktarılan para ile ilgili denkleştirme isteğinin reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. …”

Not: Kararın diğer kısmı için bkz. madde 637.

4-) Y. 1. HD, T: 06.04.2004, E: 2004/729, K: 2004/3857:

“… Mahkemece, davacıların, kök miras bırakan Mustafa’nın ölüm tarihi olan, 09.02.1966 tarihinde mirasçı olmadıklarından dava açma hakları bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Davada ileri sürülen iddianın niteliği itibariyle çözüme kavuşturulması gereken husus, davaya konu temliki işlemin yapıldığı tarihte başkaca mirasçıların varlığına karşın kök murisin ölüm tarihinde davacıların miras bırakanlarının sağ olmaları sebebiyle henüz mirasçı sıfatını kazanamamalarından dolayı 01.04.1974 tarih 1/2 Sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulama yeri bulup bulmayacağı ve davacılar tarafından temliki işlemlere ilişkin iptal davasının açılıp-açılmayacağı noktasında toplanmaktadır.

Bilindiği üzere, uyuşmazlıkta uygulama yeri olan İnançları Birleştirme Kararında (bir kimsenin mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla tapu sicilinde kayıtlı taşınmaz malını gerçekte bağışlamak istediği halde tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıkladığının gerçekleşmesi durumunda saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların görünürdeki sözleşmenin muvazaalı olduğunu ve gizlenen bağış sözleşmesinin de biçim koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabilecekleri, bu dava hakkının geçerli sözleşmeler için düzenlenen Medeni Kanunun 565 (eski 507) ve 669 (eski 603) maddelerinin sağladığı haklara etkili olamayacağı) öngörülmüştür. Gerek kararın gerekçesinden, gerekse bağlayıcı olan sonuç bölümünden böyle bir davanın miras bırakanın ölüm tarihinde mirasçılık sıfatını taşıyanların açabileceğini kabul etmek olanağı yoktur. Aksine “miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar” denerek o tarihte mevcut ve sonradan ortaya çıkabilecek mirasçılar bakımından ayrım yapılmış değildir.

Nitekim 22.05 1987 tarih 4/5 sayılı İnançları Birleştirme Kararının sonuç bölümünde de “miras bırakanın yaptığı temliki tasarruflardan zarar gören mirasçıların” dava açabilecekleri belirtilmiştir.

Öte yandan, Medeni Kanunun 580. maddesi uyarınca “mirasçı olabilmek için miras bırakanın ölümü anında mirasa ehil olarak sağ olmak şarttır. Mirasın açıldığı anda sağ olan mirasçı sonradan ölürse onun miras hakkı kendi mirasçılarına kalır” hükmü getirilmiştir.

Medeni Kanunun değinilen açık hükümleri karşısında ve istikrar kazanmış Yargıtay İçtihatlarında murisin temliki işlemi yaptığı tarihteki çocukları ve bundan sonra ana rahmine düşen çocukları (mirasçıları) arasında dava açma hakkı yönünden bir fark gözetilmemiştir. Bunun yanısıra miras bırakanın başka bir mirasçısının muvazaa nedeniyle dava açıp, tapu kaydının iptali ile terekeye döndürülmesini sağladığı takdirde temlik tarihinden sonra mirasçı olan kişinin o taşınmaza payı oranında malik olacağı da kuşkusuzdur. …”

Not: Karar için ayrıca bkz. madde 580.

II-) Türk Kanunu Medenîsi:

A İADE BORCU

Madde 603

Kanuni mirasçılar, miras hissesine mahsuben müteveffanın sağlığında almış oldukları bütün teberruları, terekeye iade ile birbirlerine karşı mükelleftirler.

Müteveffa tarafından hilâfına açıkça bir teberru yapılmış olmadıkça füru lehinde bahşedilen cihaz, tesis masrafı borçtan ibra suretiyle ve bu kabilden sair suretlerle bahşedilen menfaatler iadeye tabidir.

III-) Üçüncü Bölüm Üçüncü Ayırımın Gerekçesi:

Ayırımın başlığı yürürlükteki metinde “Mirasta İade” iken, kurumu daha iyi açıklaması bakımından “Mirasta Denkleştirme” olarak ifade edilmiştir. Zira burada, alınanı fiilen geri verme anlamında bir iade değil, terekeye geri verilmiş bir kağıt üzerinde değerinin tereke hesabında göz önünde tutulması ve paylaşım sonucu mirasçıya düşecek paydan indirilmesi söz konusudur. Bu ise bir denkleştirmedir.

IV-) Madde Gerekçesi:

Yürürlükteki Kanunun 603 üncü maddesini karşılamaktadır.

Kenar başlık madde ile uyumlu hâle getirilmiştir.

Birinci fıkrada hüküm değişikliği yoktur.

İkinci fıkrada denkleştirmeye tâbi olan ve örnek olarak sayılan sağlararası karşılıksız kazandırmalar arasına, İsviçre Medenî Kanununun 626 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yapılan, fakat yürürlükteki metinde bulunmayan “bir malvarlığını devretmek” hususu da eklenmiştir.

V-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

Dritter Abschnitt: Die Ausgleichung

A. Ausgleichungspflicht der Erben

Art. 626

1 Die gesetzlichen Erben sind gegenseitig verpflichtet, alles zur Ausgleichung zu bringen, was ihnen der Erblasser bei Lebzeiten auf Anrechnung an ihren Erbanteil zugewendet hat.

2 Was der Erblasser seinen Nachkommen als Heiratsgut, Ausstattung oder durch Vermögensabtretung, Schulderlass u. dgl. zugewendet hat, steht, sofern der Erblasser nicht ausdrücklich das Gegenteil verfügt, unter der Ausgleichungspflicht.

2-) CCS:

Chapitre III: Des rapports

A. Obligation de rapporter

Art. 626

1 Les héritiers légaux sont tenus l’un envers l’autre au rapport de toutes les libéralités entre vifs reçues à titre d’avancement d’hoirie.

2 Sont assujettis au rapport, faute par le défunt d’avoir expressément disposé le contraire, les constitutions de dot, frais d’établissement, abandons de biens, remises de dettes et autres avantages semblables faits en faveur de descendants.

 


1   Üçüncü Ayırım Türk Kanunu Medenîsi’nde “Üçüncü Fasıl / Mirasta İade” şeklinde idi.

 


Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.