Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 730

V. Taşınmaz malikinin sorumluluğu

V. Taşınmaz malikinin sorumluluğu

Madde 730 - Bir taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını bu hakkın yasal kısıtlamalarına aykırı kullanması sonucunda zarar gören veya zarar tehlikesi ile karşılaşan kimse, durumun eski hâline getirilmesini, tehlikenin ve uğradığı zararın giderilmesini dava edebilir.

Hâkim, yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan zararların uygun bir bedelle denkleştirilmesine karar verebilir.

I-) Yargı Kararları:

1-) YİBK, T: 04.05.1966, E: 1966/6, K: 1966/4:

“… Ereğli Kömür İşletmesince, maden bölgesinde kömür çıkartılması sırasında yer altında meydana gelen boşluklardan, toprak üzerindeki arsalarının kullanılmaz duruma gelip yapılarının hasara uğradığı ileri sürülerek işletmeye karşı açılan tazminat dâvalarında; 1- Ereğli Kömür İşletmesinin zarara konu olan yerin 17.01.1326 günlü tezkerei samiye uyarınca düzenlenen harita içinde kalan yerlerden olup tapunun geçersiz ve muhdes bulunduğu yolundaki savunmasının incelenmesi gerekli olup gerçekleşmesi halinde zarar söz konusu olamayacağından dâvanın reddi gerektiği; 2- Maden imtiyazı sahibinin, imtiyaz alanı içinde ocak açıp cevher çıkartması sırasında meydana gelen boşlukları tutan her türlü tesisin, zemin üzerindeki toprağın mukavemetini azaltarak arsayı kullanılmaz hale getirici yahut yapıların çatlayarak veya yıkılarak değerini düşürücü olmayacak bir sağlamlıkta ve düzende yapılmaması veya bu nitelikte yapılsa bile iyi durumunun korunmaması halinde meydana gelecek zarardan işletmenin Borçlar Kanununun 58. maddesi hükmünce ve kusursuz sorumluluk esasları uyarınca sorumlu tutulacağına … karar verildi.” (RG. 01.06.1966; S: 12311).

2-) YHGK, T: 08.03.2006, E: 2006/1-127, K: 2006/50:

“... TMK.nun 730. maddesi ise “Bir taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını, bu hakkın yasal kısıtlamalarına aykırı kullanması sonucunda zarar gören veya zarar tehlikesi ile karşılaşan kimse, durumun eski hale getirilmesini, tehlikenin ve uğradığı zararın giderilmesini dava edebilir “ hükmünü içermektedir.

Hemen belirtilmelidir ki yüklenici, inşaatı yaparken, BK.nun 41. maddesi uyarınca komşu taşınmaza verdiği zarardan sorumludur. Arsa sahibinin ise, yüklenici ile aralarında gerçekleştirdikleri aktin ifası sırasında meydana gelen zarardan, yukarda değinilen TMK.nun 730. maddesi uyarınca sorumluluğu bulunmaktadır.

Kuşkusuz, arsa sahibi ile yüklenici arasında, BK.nun 355. maddesi uyarınca imzalanan eser sözleşmesi, akit tarafları bağlar. Ne var ki, sözleşmenin tarafı olmayan, yapılan inşaattan zarar gören davacı için hüküm ifade edebileceğini söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır.

O halde, işin esasına girilerek soruşturmanın tamamlanması ve sonuca gidilmesine değinen, Özel Daire bozma kararı usul ve yasaya uygun, yerindedir. Direnme kararı bozulmalıdır.”

3-) YHGK, T: 27.04.2005, E: 2005/4-246, K: 2005/280:

“… Davacı 06.09.2000 tarihinde Mevlana Celalettin Rumi Camisinin minarelerinden birinin park halindeki aracının üzerine yıkılması sonucu aracının enkaz altında kalarak kullanılmaz hale geldiğini ve 5.000.000.000 TL. zarara uğradığını belirtip, bu olay nedeni ile; Hazine’nin arsa maliki olmasına rağmen gerekli kontrolleri yapmadığından, Yenimahalle Belediyesinin üzerine düşen denetim görevini ihmal ettiğinden, Diyanet İşleri Başkanlığından Sorumlu Devlet Bakanlığının bu camiyi yapan kişileri bilmemesi ve kanunda öngörülen süre içerisinde yedine almaması nedeniyle, davalılardan Ahmet Avcı ve Kudret Kutlu’nun Cami Yaptırma Derneği yöneticileri olması hasebi ile, Sıddık Arıbaş’ın ise minareleri yapan kişi olması nedeniyle sorumlu olduğunu iddia ederek, zararının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.

... Mahkeme, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Kanunun kendisine yüklediği iş ve işlevi yapmadığı sürece daha alt birimler olan belediye, dernek ve bireylere kusuru yüklemesinin doğru olmayacağını, Diyanet İşleri Başkanlığının üzerine düşen görevini yapmamakla birlikte, meydana gelen olayda Hazine’nin sorumluluğunun daha ağırlıklı olduğunu açıklayarak, Hazine bakımından davanın kabulüne, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar vermiştir.

Davalılardan Maliye Hazinesi ve Diyanet İşleri Başkanlığına izafeten Başbakanlığın temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda açıklanan biçimde Hazinenin sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Yerel mahkeme; Hazinenin kusursuz sorumluluk ilkesine göre sorumlu olduğunu açıklayarak önceki kararında direnmiştir.

E-Uyuşmazlık : Cami minaresinin yıkılması olayında sorumluluğun kime yüklenmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.

F-Gerekçe : Davaya konu olan somut olayda; Cami’nin arsasının Maliye Hazinesine ait olduğu, Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından cami yapılması için Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsis edildiği, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ise cami yaptırma işini davalı cami yaptırma derneğine bıraktığı, caminin yapılmasından sonra 06.09.2000 tarihinde meydana gelen fırtına sırasında caminin minarelerinden birinin park halinde bulunan davacıya ait aracın üzerine düşmesi sonucu aracın hasara uğradığı anlaşılmaktadır.

Dava konusu taşınmaz özel mülk olarak Hazine adına kayıtlı bir taşınmazdır. Devlet tarafından yürütülmesi gereken bir kamu hizmetinin görülmesi için ayrılan ve fakat kişilerin doğrudan doğruya yararlanma yetkileri bulunmayan ve bir kamu hizmetinin görülmesine ayrılmış olan hastane, okul, cami gibi yerler genelin (kamunun) yararlanmasına açık yerlerdir. Bu gibi yerlerin yapımı, bakımı ve korunmasından doğan zararlara ilişkin özel hukuk hükümlerinin uygulanması gerekir.

Somut olayda taşınmaz maliki olan Hazinenin mülkiyet hakkını kullanırken ve üzerinde tasarrufta bulunurken gerekli kontrol mekanizmalarını işletmediği, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği anlaşıldığından, dava tarihi itibarıyla uygulanması gereken Türk Kanunu Medenîsi’nin 656.maddesine (TMK.m.730) göre sorumluluğu bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Yerel mahkemenin direnme kararı bu yönden sonucu itibarıyla doğrudur. Bununla birlikte tazminat miktarı yönünden Özel Dairece bir inceleme yapılmadığından, tazminat miktarına yönelik davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Dairesine gönderilmesi gerekir.”

4-) Y. 14. HD, T: 10.03.2010, E: 2010/1913, K: 2010/2623:

“... Türk Medeni Kanunu’nun 730. maddesi uyarınca bir taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını aşırı kullanması sonucunda zarar gören veya zarar tehlikesiyle karşılaşan kimse durumun eski hale getirilmesini tehlikenin ve uğradığı zararın giderilmesini dava edebilir. Yasanın 737. maddesine göre de herkes taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür.

Somut uyuşmazlıkta; davalı ve davacı aynı binada oturmaktadır. Binanın üst katında oturmakta olan davalının alt kattaki bağımsız bölüme de su sızıntısı oluşturmak suretiyle zarar verdiği ve bu zararın 451,99 TL olduğu bilirkişi raporuyla sabittir. Şu hale göre davacı durumun eski hale getirilmesini ve bu zararının giderilmesini davalıdan isteyebilecektir.

Ancak;

Mahkemece hüküm altına alınan 1760 TL davacının yoksun kaldığını iddia ettiği kira kaybı zararı ve başka yerde oturma sebebiyle fazladan ödediği kiradır. Uğranılan zararın artmasını önlemek makul düşünen ve hareket eden herkes için normal bir davranıştır. Buna rağmen şayet bu normal davranış tarzının dışında kalınmış ve bu yüzden meydana gelen zararın artmasına sebep olunmuşsa haksız fiil failini zararın bu artmış haliyle tamamından sorumlu tutmak adil ve doğru olmaz hatta Borçlar Kanunu’nun 44. maddesi hükmüne göre hâkim bu suretle ortaya çıkan zarar ve ziyan hükmünden sarfınazar edebilir. Yukarıda sözü edildiği üzere giderilmesi gereken zarar 451,99 TL’den ibaret iken davacı bu zararın ortadan kaldırılması için gerekli harcamayı ileride davalıdan tahsil etmek üzere yapmamış, bu şekilde kira ile ilgili zarar onun kendi kusurlu davranışından kaynaklanmıştır. Dolayısıyla davalıyı 1760 TL kira zararından sorumlu tutmak mümkün değildir.

Mahkemece, yukarda belirtilen kira zararıyla da davacının sorumlu tutulması açıklanan sebeplerle doğru olmadığından karar bu sebeple bozulmalıdır.”

5-) Y. 14. HD, T: 28.06.2006, E: 2006/6190, K: 2006/7654:

“... Türk Medeni Kanununun 730. maddesi, malikin mülkiyet hakkının sınırlarını aşarak başkalarına zarar vermesi veya zarar verme tehlikesi yaratması halinde taşınmaz malikinin sorumluluğunu düzenlemiştir. Anılan hüküm uyarınca, zarara uğrayan kişiler mevcut zararının parasal olarak giderilmesini ve eski halin yeniden iadesini veya zarar tehlikesi bulunduğu hallerde bunun önlenmesini dava yoluyla talep edebilir. Burada taşınmaz malikinin sorumluluğu kanunun emrettiği özen gösterme borcunun ihlaline dayanan bir kusursuz sorumluluk halidir. Taşınmaz malikinin taşınmazını taşkın olarak kullanıp başkasına bu şekilde zarar verip vermediğini tayinde malikin komşuluk hukukunun kendisine yüklediği mükellefiyetleri ihlal edip etmediğine, komşular arasında yerel örf ve âdetin hoş karşılamayacağı davranışlarda bulunup bulunmadığına bakmak gerekir. Diğer taraftan anılan yasa hükmü gereği taşınmaz malikini sorumlu tutabilmek için orta yerde taşkın kullanma sayılan fiilin hukuka aykırı olduğunun, bir zararın ve ayrıca zararla taşkın kullanma arasında illiyet bağının varlığının saptanması gerekir. Kuşkusuz bunların açığa kavuşturulmasında HUMK’nın 275. maddesi uyarınca konunun özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle bilirkişinin oy ve görüşü önem kazanır. Ancak, dosyada yer alan bilirkişilerin bu konudaki raporları yukarıdan beri sayılan unsurların varlığı konusunda kuşku yaratmaktadır. O yüzden, mahkemece konusunda uzman kişiler marifetiyle yerinde yeniden keşif yapılarak bilirkişiden hiçbir kuşkuyu gerektirmeyen ve mevcut raporlarda saptanan olgu ve vurguları karşılayacak yeni bir rapor alınmalı ve çekişmenin esası sonuçlandırılmalıdır. ...”

II-) Türk Kanunu Medenîsi:

IV. Malikin mesuliyeti

Madde 656

Bir malikin hakkını tecavüz etmesinden dolayı bir zarara uğrayan veya uğramak tehlikesinde bulunan kimse eski halin iadesini veya tehlikenin izalesi için lâzımgelen tedbirlerin yapılmasını talep edebilir ve uğradığı zarar ve ziyanı ayrıca tazmin ettirebilir.

III-) Madde Gerekçesi:

Yürürlükteki Kanunun 656 ncı maddesini karşılamaktadır.

Kenar başlığıyla birlikte arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmış ve maddeye yeni bir fıkra eklenmiştir.

Eklenen yeni fıkrayla, iki koşulun bir arada bulunması hâlinde, taşınmaz malikinin taşkınlıklardan doğan sorumluluğunda çatışan yararların denkleştirilmesine olanak sağlanmıştır. Aranan koşullardan birincisi, taşınmaz malikinin sorumluluğuna yol açan taşkınlığın “yerel âdete uygun olması”, ikincisi ise bu taşkınlığın “kaçınılmaz” olmasıdır. Böylece bu maddede mevcut olan bir boşluk fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi doğrultusunda doldurulmuştur. Kanunda böyle bir boşluğun bulunduğu hususu, İsviçre ve Almanya’da da hissedilmiştir. İsviçre Federal Mahkemesinin bu konuda aldığı boşluk doldurucu nitelikteki kararına karşın İsviçre Medenî Kanununun 679 uncu maddesinde de bu yönde bu güne kadar henüz bir değişiklik yapılmamıştır. Alman Federal Mahkemesi bu konuda maddede yer alan ifadelerden daha da ileri giderek, yerel âdete uygun olmasa bile ülke ekonomisine hizmet ediyorsa, taşınmaz malikinin taşkınlıklara katlanma zorunluluğunu öngörmekte, buna karşılık bu taşkınlığın doğurduğu zararın uygun bir bedel ile denkleştirilmesini kabul etmektedir.

IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

V. Verantwortlichkeit des Grundeigentümers

Art. 679

Wird jemand dadurch, dass ein Grundeigentümer sein Eigentumsrecht überschreitet, geschädigt oder mit Schaden bedroht, so kann er auf Beseitigung der Schädigung oder auf Schutz gegen drohenden Schaden und auf Schadenersatz klagen.

2-) CCS:

V. Responsabilité du propriétaire

Art. 679

Celui qui est atteint ou menacé d’un dommage parce qu’un propriétaire excède son droit, peut actionner ce propriétaire pour qu’il remette les choses en l’état ou prenne des mesures en vue d’écarter le danger, sans préjudice de tous dommages-intérêts.

 

Not: 11.12.2009 tarihli Federal Kanun ile 01.01.2012 itibariyle, İsviçre Medenî Kanunu’nun 679. maddesine yeni bir kenar başlık ve 2. bir fıkra, ayrıca kanuna da 679a maddesi eklenmiştir.

Kaynak kanunun 679. maddesinin 2. fıkrasına göre eğer bir bina veya bir tesis komşu taşınmazı bazı niteliklerinden mahrum ederse bu bina veya tesisin maliki ancak bunların inşaası esnasında konuya ilişkin yürürlükte bulunan mevzuata uyulmaması halinde sorumlu tutulabilir. Kaynak kanunun 679. maddesinin Fransızca metninin kenar başlığı “V. Malikin sorumluluğu” şeklinde iken bu ibareye “I. Mülkiyet hakkının aşılması halinde” ibaresi eklenmiştir. İsviçre Medenî Kanunu’nun 679. maddesinin hemen ardından kanuna eklenen 679a maddesinin kenar başlığı “Bir taşınmazın hukuka uygun kullanımı halinde” şeklindedir ve anılan hükme göre, bir taşınmazın maliki, onun hukuka uygun kullanımı, özellikle de inşaat çalışmaları sırasında kaçınılmaz, geçici ve taşkın nitelikte kullanımı nedeniyle komşularına zarar verecek olursa, zarar gören komşuları taşınmaz malikinden sadece uğradıkları zararların giderilmesini talep edebileceklerdir.

V-) Yararlanılabilecek Monografiler:

Jale Akipek; Gayrimenkul Malikinin Mesuliyetinin Hukukî Neticeleri, İstanbul, 1955.

İ. Sahir Çörtoğlu; Komşuluk Hukukunda Taşınmaz Mülkiyetinin Kullanılmasının Çevreye Etki ve Sonuçları: (MK.661), Ankara, 1982.

İ. Sahir Çörtoğlu; Taşınmaz Mülkiyetinin Aşkın Kullanılması: Kavram, Unsurlar, Uygulama Alanı, Ankara, 1988.

Hasan Petek; Taşınmaz Malikinin Hukuka Uygun Taşkınlıklardan Sorumluluğu (TMK.m.730/2), Ankara, 2005.

 


Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.