B. Kullanma hakkı
B. Kullanma hakkı
Madde 354 - Ana ve baba, kusurları sebebiyle velâyetleri kaldırılmadıkça, çocuğun mallarını kullanabilirler.
I-) Yargı Kararları:
1-) AYM, T: 06.11.2025, E: 2025/44, K 2025/218:
Antalya 7. Aile Mahkemesi, çocuk mallarının korunması talebiyle açılan davada, Türk Medenî Kanunu’nun 354. maddesinin, Anayasa’nın 10., 35., 41. ve 90. maddelerine aykırı olduğunu iddia ederek, iptalini talep etmiştir. Anayasa Mahkemesi bu talebi T: 06.11.2025, E: 2025/44, K 2025/218 sayılı kararı ile reddetmiştir:
“… B. İtirazın Gerekçesi
25. Başvuru kararında özetle; ana ve babanın velayetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hak ve yükümlülüğüne sahip oldukları, itiraz konusu kurallarda anılan yönetim hakkının sınırlarının açıkça düzenlenmediği gibi yönetme yükümlülüğünün yerine getirilmediğinin ne şekilde tespit edileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği, ana veya babaya velayeti kendilerinde olan çocuğun mallarını sınırsız olarak kullanma ve yönetme hakkı tanınmasının çocuğun menfaatlerini zedeleyebileceği, devletin çocuğu yalnız üçüncü kişilere karşı değil ana ve babaya karşı da korumakla yükümlü olduğu, bu kapsamda kurallarda gerekli koruma mekanizmalarına yer verilmediği belirtilerek kuralların Anayasa’nın 10., 35., 41. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
1. Kanun’un 352. Maddesinin Birinci Fıkrasının “Ana ve baba, velâyetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlüdürler; …” Bölümünün ve 354. Maddesinin İncelenmesi
… 29. İtiraz konusu kurallar ana ve babanın velayetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlü olduklarını, kusurları sebebiyle velayetleri kaldırılmadıkça, çocuğun mallarını kullanabileceklerini düzenlemektedir. Bu itibarla çocuğa ait malların velayet hakkı sahibi ana ve baba tarafından yönetileceğini ve kullanılacağını öngören kurallarla çocuğun mülkiyet hakkına sınırlama getirilmektedir.
… 34. Kurallarla ana ve babanın, velayetleri altındaki çocuğun malları üzerindeki tasarruf yetkilerinin kapsamının açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralların belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olduğu dolayısıyla kanunilik şartını taşıdığı anlaşılmaktadır.
… 37. Çocuğun mallarının yönetim hakkının velayeti kendisinde kalan ana ve babaya bırakılmasının bu malların çocuğun menfaatleri doğrultusunda muhafaza edilmesine ve kullanılmasına, gereken önlemlerin alınarak değerinin korunmasına katkı sunacağı açıktır. Öte yandan kurallar kapsamında kendi kusuruyla velayeti kaldırılmayan ana ve babaya çocuğun mallarından yararlanma yetkisinin verilmesiyle ana ve babanın çocuğun bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülüğünün dengelenmeye çalışıldığı, böylece aile dayanışmasının sağlanmasının ve aile bağlarının güçlendirilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla kurallarla mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın kamu yararı amacına yönelik olduğu ve anayasal anlamda meşru amaç taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.
… 39. Kurallarda çocuğun mallarını yönetme ve kullanma hakkının velayetleri devam eden ana ve babaya bırakılmasının anılan meşru amaca ulaşma bakımından elverişli olduğu açıktır. Öte yandan kanun koyucunun çocuğun mallarının etkin ve verimli bir şekilde kullanılması ve değerinin muhafaza edilmesi için alınacak tedbirleri belirlemede geniş bir takdir yetkisinin bulunduğu gözetildiğinde kurallarda öngörülen düzenlemelerin meşru amaca ulaşma bakımından gerekli olmadığı da söylenemez.
40. Ölçülülük incelemesinde ayrıca mülkiyet hakkına getirilen sınırlama ile meşru amaç arasındaki makul dengeyi ifade eden orantılılık alt ilkesine de dikkat edilmesi gerekir. Bu kapsamda özellikle ana babaya tanınan yetkinin kapsamı ile söz konusu yetkinin kullanımını sınırlayan ve buna karşı denge oluşturan tedbirler değerlendirilmelidir.
41. 4721 sayılı Kanun’un velayetin kapsamının genel olarak düzenlendiği 339. maddesinin üçüncü fıkrasında ana ve babanın, olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanıyacakları, ayrıca önemli konularda olabildiğince çocuğun düşüncesini gözönünde tutacakları hükme bağlanmıştır. Bu bağlamda anne ve babanın mal varlığının yönetiminde çocuğa da söz hakkı tanıdığı anlaşılmaktadır.
42. Diğer yandan anılan Kanun’a göre ana ve baba çocuk mallarını, malların özüne zarar vermeden ve tahsis edildiği amaca uygun şekilde kullanmak zorundadırlar. Ayrıca ana ve babaya çocuğun mallarını yönetme hakkının tanınması, çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin karşılanması için çocuk mallarına başvurulabileceği anlamına gelmemektedir. Nitekim Kanun’un 327. maddesine göre söz konusu maddede belirtilen istisnai hâllerde ana ve baba ancak hâkimin izniyle çocuğun mallarından bakım ve eğitimine yetecek belli bir miktarı sarf edilebilecektir. Bununla birlikte ana ve babanın çocuk mallarını, malların özüne zarar vermeden ve tahsis edildiği amaca uygun şekilde kullanmak zorunda oldukları görülmektedir.
43. 353. maddenin birinci fıkrasında evlilik sona erince velayet kendisinde kalan eşe, hâkime; çocuğun malvarlığının dökümünü gösteren bir defter verme ve bu malvarlığında veya yapılan yatırımlarda gerçekleşen önemli değişiklikleri bildirme zorunluluğunun getirilmesi çocuğun mallarının korunmasına yönelik bir güvencedir.
44. Kanun’da çocuğun mallarının korunmasına yönelik tedbir olarak; 345. maddede ana ve babanın doğrudan çocuğun borç altına girmesi sonucunu doğuran bir işlem tesis ederek menfaat elde etmesinin engellendiği, 360. maddede hâkime çocuğun mallarının korunması için gerekli önlemleri alma yetkisinin tanındığı, 361. maddenin birinci fıkrasında çocuğun mallarının tehlikeye düşmesinin başka bir şekilde önlenememesi hâlinde malların yönetiminin bir kayyıma devredilmesine imkân tanındığı görülmektedir.
45. Öte yandan çocuğa, 363. maddeye göre yönetme ve kullanma hakkını gereği gibi kullanmayan ana ve babadan zararının tazmin edilmesini talep etme hakkı tanınmıştır.
46. Bu itibarla kurallar kapsamında velayetleri devam ettiği sürece ya da kusurları sebebiyle velayet hakkı kaldırılmadıkça çocuğun mallarının yönetim ve kullanma hakkı ana ve babaya bırakılmışsa da kuralların da yer aldığı Kanun’un diğer hükümleri dikkate alındığında söz konusu yetkinin amacına uygun bir şekilde kullanılmasını sağlayacak tedbirlerin de öngörüldüğü, bu yönüyle kurallarla mülkiyet hakkına getirilen sınırlamada meşru amaçtan kaynaklanan kamusal menfaat ile çocuğun yararı arasındaki makul dengenin korunduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kurallarla mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın orantılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
47. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Kuralların Anayasa’nın 41. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 41. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralların Anayasa’nın 10. ve 90. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
2. Kanun’un 353. Maddesinin İncelenmesi
… 50. İtiraz konusu kural; evlilik sona erince velayet kendisinde kalan eşin, hâkime çocuğun malvarlığının dökümünü gösteren bir defter vermesini ve bu malvarlığında veya yapılan yatırımlarda gerçekleşen önemli değişiklikleri bildirmesini zorunlu kılmaktadır. Çocuk mallarının korunmasını amaçlayan düzenlemelerin öngörülmesi mülkiyet hakkı bağlamında devletin pozitif yükümlülüklerinin bir gereğidir. Dolayısıyla bu amaçla ihdas edildiği anlaşılan kuralın anayasallık denetiminin bu çerçevede yapılması gerekmektedir.
51. 4721 sayılı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrası ve 354. maddesi kapsamında velayet kendisine bırakılan eşe, çocuğun mallarını yönetme ve kullanma hakkı tanınmıştır. Evliliğin sona ermesi üzerine velayetin ana veya babadan birine verilmesiyle birlikte velayet kendisine verilmeyen tarafın, velayet kendisine verilen ve bu malları yönetme ve kullanma hakkı bulunan ana veya babanın çocuk mallarıyla ilgili olarak aldığı kararları denetleyebilme ve -gerektiğinde- müdahale edebilme imkânının ortadan kaldırılmasının çocuk yönünden birtakım sakıncaların doğmasına neden olabileceği açıktır.
52. Bu kapsamda kuralda defter verme ve bildirimde bulunma zorunluluğunun çocuk mallarının yönetiminin takip edilebilmesi ve hâkim tarafından gecikmeksizin önlem alınabilmesi amacıyla öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kural uyarınca evliliğin sona ermesi üzerine velayeti kendisine bırakılan ana veya baba tarafından defter verilmesi ve bildirimde bulunulması zorunluluğu getirilmesinin mülkiyet hakkı bağlamında devletin bu konudaki pozitif yükümlülüğünün bir gereği olarak başvurabileceği tedbirlerden olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
53. Kural kapsamında anılan Kanun’un 438. ve devamı maddelerinde vasiler yönünden öngörülen bildirimde bulunma ve izin alma zorunluluğu, velayeti kendisine bırakılan ana veya babalar bakımından öngörülmemiştir. Bu çerçevede vasi ile vesayet altına alınan arasındaki ilişki ile ana, baba ve çocuk arasındaki bağın farklı olması ve aile kurumunun da gerekleri dikkate alındığında vesayet altına alınanların malvarlığının korunması için öngörülen güvenceye göre daha hafif bir denetim tedbirine başvurulmasının makul olmadığı söylenemez.
54. Öte yandan kuralda öngörülen önlemlerin yetersiz kalması durumunda hâkim tarafından Kanun’un 360. maddesi kapsamında uygun önlemler alınabileceği gibi çocuğun mallarının tehlikeye düşmesinin başka şekilde önlenememesi hâlinde 361. madde gereğince yönetimin bir kayyıma devredilmesine karar verilmesi de mümkündür. Nitekim hâkimin bu konuda Kanun’da sınırlı olarak sayılan önlemlerin dışında da her türlü tedbire resen ya da talep üzerine yapacağı değerlendirme sonucu başvurmasına engel bir durum bulunmamaktadır.
55. Bu itibarla kural kapsamından çocuğun mallarının korunması için öngörülen tedbirin kapsam ve yöntem itibarıyla mülkiyet hakkına ilişkin devletin pozitif yükümlülükleriyle çelişen bir yönü bulunmamaktadır.
56. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 5. ve 35. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 41. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 41. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 10. ve 90. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
IV. HÜKÜM
22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun;
A. 352. maddesinin birinci fıkrasının “Ana ve baba, velâyetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlüdürler; …” bölümünün,
B. 353. ve 354. maddelerinin,
Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE 6/11/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. …” (RG 14.01.2026; S: 33137).
2-) Y. 2. HD, T: 22.04.2010, E: 2009/3578, K: 2010/8083:
“…Bu davada ise davacı anne çocuğa velayeten; çocuk adına tapulu olan 1440 ada 6 parsel sayılı ve 21 numaralı bağımsız bölümün davalı baba tarafından kiraya verildiğini belirterek. Mayıs-Aralık 2006 dönemine ilişkin kira bedeli olan 4400 TL.’nin davalıdan tahsilini istemiştir.
Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hali gerçekleşmişse hakim, velayeti eşlerden birine verebilir. Velayet boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir. (T.M.K. madde 336) Ana ve baba, velayetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlüdürler; kural olarak hesap ve güvence vermezler. (T.M.K. madde 352/1) Ana ve baba, kusurları sebebiyle velayetleri kaldırılmadıkça, çocuğun mallarını kullanabilirler. (T.M.K. madde 354)
Velayete ilişkin hüküm 02.04.2007 tarihinde kesinleşmiş olup, davaya konu kira alacağı istemi ise Mayıs-Aralık 2006 dönemine ilişkin olup, o tarih itibarıyla velayetin kullanma hakkı anne ve babaya aittir. Öte yandan Türk Medeni Kanununun 360 ve devamı maddeleri uyarınca açılan bir dava da bulunmamaktadır. İsteğin reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulü usul ve yasaya aykırıdır. …”
II-) Türk Kanunu Medenîsi:
B İSTİFADE HAKKI
I. Şartları
Madde 280
Ana babanın velâyeti, taksirleri hasebiyle, kendilerinden nez olunmadıkça; rüştüne kadar çocuğun emvalinden intifa hakları vardır.
III-) Madde Gerekçesi:
Yürürlükteki Kanunun 280 inci maddesini karşılamaktadır ve 1984 tarihli Öntasarının 271 inci maddesinden aynen alınmıştır. Yürürlükteki metinde kullanılan intifa terimi maddenin asıl amacını tam olarak yansıtmamaktadır. Çünkü maddede ana ve babanın çocuk malları üzerinde intifa hakları değil, ana ve babanın çocuk malları üzerinde kullanma hakkına sahip oldukları ifade edilmek istenmiştir. Her iki terim birbirinden çok farklı olduğundan maddede “intifa” terimi yerine doğru terim olan “kullanma hakkı” ifadesine yer verilmiştir.
IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:
Hükmün, kaynak İsviçre Medenî Kanunu’nda bir karşılığı bulunmamaktadır. Bununla birlikte hüküm esasen İsviçre Medenî Kanunu’nun eski 292. maddesine tekabül etmektedir.