II. Evlilik sona erince
II. Evlilik sona erince
Madde 353 - Evlilik sona erince velâyet kendisinde kalan eş, hâkime çocuğun malvarlığının dökümünü gösteren bir defter vermek ve bu malvarlığında veya yapılan yatırımlarda gerçekleşen önemli değişiklikleri bildirmek zorundadır.
I-) Anayasa Mahkemesi Kararları:
1-) AYM, T: 06.11.2025, E: 2025/44, K 2025/218:
Antalya 7. Aile Mahkemesi, çocuk mallarının korunması talebiyle açılan davada, Türk Medenî Kanunu’nun 353. maddesinin, Anayasa’nın 10., 35., 41. ve 90. maddelerine aykırı olduğunu iddia ederek, iptalini talep etmiştir. Anayasa Mahkemesi bu talebi T: 06.11.2025, E: 2025/44, K 2025/218 sayılı kararı ile reddetmiştir:
“… B. İtirazın Gerekçesi
25. Başvuru kararında özetle; ana ve babanın velayetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hak ve yükümlülüğüne sahip oldukları, itiraz konusu kurallarda anılan yönetim hakkının sınırlarının açıkça düzenlenmediği gibi yönetme yükümlülüğünün yerine getirilmediğinin ne şekilde tespit edileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği, ana veya babaya velayeti kendilerinde olan çocuğun mallarını sınırsız olarak kullanma ve yönetme hakkı tanınmasının çocuğun menfaatlerini zedeleyebileceği, devletin çocuğu yalnız üçüncü kişilere karşı değil ana ve babaya karşı da korumakla yükümlü olduğu, bu kapsamda kurallarda gerekli koruma mekanizmalarına yer verilmediği belirtilerek kuralların Anayasa’nın 10., 35., 41. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
1. Kanun’un 352. Maddesinin Birinci Fıkrasının “Ana ve baba, velâyetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlüdürler; …” Bölümünün ve 354. Maddesinin İncelenmesi
… 29. İtiraz konusu kurallar ana ve babanın velayetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlü olduklarını, kusurları sebebiyle velayetleri kaldırılmadıkça, çocuğun mallarını kullanabileceklerini düzenlemektedir. Bu itibarla çocuğa ait malların velayet hakkı sahibi ana ve baba tarafından yönetileceğini ve kullanılacağını öngören kurallarla çocuğun mülkiyet hakkına sınırlama getirilmektedir.
… 34. Kurallarla ana ve babanın, velayetleri altındaki çocuğun malları üzerindeki tasarruf yetkilerinin kapsamının açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralların belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olduğu dolayısıyla kanunilik şartını taşıdığı anlaşılmaktadır.
… 37. Çocuğun mallarının yönetim hakkının velayeti kendisinde kalan ana ve babaya bırakılmasının bu malların çocuğun menfaatleri doğrultusunda muhafaza edilmesine ve kullanılmasına, gereken önlemlerin alınarak değerinin korunmasına katkı sunacağı açıktır. Öte yandan kurallar kapsamında kendi kusuruyla velayeti kaldırılmayan ana ve babaya çocuğun mallarından yararlanma yetkisinin verilmesiyle ana ve babanın çocuğun bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülüğünün dengelenmeye çalışıldığı, böylece aile dayanışmasının sağlanmasının ve aile bağlarının güçlendirilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla kurallarla mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın kamu yararı amacına yönelik olduğu ve anayasal anlamda meşru amaç taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.
… 39. Kurallarda çocuğun mallarını yönetme ve kullanma hakkının velayetleri devam eden ana ve babaya bırakılmasının anılan meşru amaca ulaşma bakımından elverişli olduğu açıktır. Öte yandan kanun koyucunun çocuğun mallarının etkin ve verimli bir şekilde kullanılması ve değerinin muhafaza edilmesi için alınacak tedbirleri belirlemede geniş bir takdir yetkisinin bulunduğu gözetildiğinde kurallarda öngörülen düzenlemelerin meşru amaca ulaşma bakımından gerekli olmadığı da söylenemez.
40. Ölçülülük incelemesinde ayrıca mülkiyet hakkına getirilen sınırlama ile meşru amaç arasındaki makul dengeyi ifade eden orantılılık alt ilkesine de dikkat edilmesi gerekir. Bu kapsamda özellikle ana babaya tanınan yetkinin kapsamı ile söz konusu yetkinin kullanımını sınırlayan ve buna karşı denge oluşturan tedbirler değerlendirilmelidir.
41. 4721 sayılı Kanun’un velayetin kapsamının genel olarak düzenlendiği 339. maddesinin üçüncü fıkrasında ana ve babanın, olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanıyacakları, ayrıca önemli konularda olabildiğince çocuğun düşüncesini gözönünde tutacakları hükme bağlanmıştır. Bu bağlamda anne ve babanın mal varlığının yönetiminde çocuğa da söz hakkı tanıdığı anlaşılmaktadır.
42. Diğer yandan anılan Kanun’a göre ana ve baba çocuk mallarını, malların özüne zarar vermeden ve tahsis edildiği amaca uygun şekilde kullanmak zorundadırlar. Ayrıca ana ve babaya çocuğun mallarını yönetme hakkının tanınması, çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin karşılanması için çocuk mallarına başvurulabileceği anlamına gelmemektedir. Nitekim Kanun’un 327. maddesine göre söz konusu maddede belirtilen istisnai hâllerde ana ve baba ancak hâkimin izniyle çocuğun mallarından bakım ve eğitimine yetecek belli bir miktarı sarf edilebilecektir. Bununla birlikte ana ve babanın çocuk mallarını, malların özüne zarar vermeden ve tahsis edildiği amaca uygun şekilde kullanmak zorunda oldukları görülmektedir.
43. 353. maddenin birinci fıkrasında evlilik sona erince velayet kendisinde kalan eşe, hâkime; çocuğun malvarlığının dökümünü gösteren bir defter verme ve bu malvarlığında veya yapılan yatırımlarda gerçekleşen önemli değişiklikleri bildirme zorunluluğunun getirilmesi çocuğun mallarının korunmasına yönelik bir güvencedir.
44. Kanun’da çocuğun mallarının korunmasına yönelik tedbir olarak; 345. maddede ana ve babanın doğrudan çocuğun borç altına girmesi sonucunu doğuran bir işlem tesis ederek menfaat elde etmesinin engellendiği, 360. maddede hâkime çocuğun mallarının korunması için gerekli önlemleri alma yetkisinin tanındığı, 361. maddenin birinci fıkrasında çocuğun mallarının tehlikeye düşmesinin başka bir şekilde önlenememesi hâlinde malların yönetiminin bir kayyıma devredilmesine imkân tanındığı görülmektedir.
45. Öte yandan çocuğa, 363. maddeye göre yönetme ve kullanma hakkını gereği gibi kullanmayan ana ve babadan zararının tazmin edilmesini talep etme hakkı tanınmıştır.
46. Bu itibarla kurallar kapsamında velayetleri devam ettiği sürece ya da kusurları sebebiyle velayet hakkı kaldırılmadıkça çocuğun mallarının yönetim ve kullanma hakkı ana ve babaya bırakılmışsa da kuralların da yer aldığı Kanun’un diğer hükümleri dikkate alındığında söz konusu yetkinin amacına uygun bir şekilde kullanılmasını sağlayacak tedbirlerin de öngörüldüğü, bu yönüyle kurallarla mülkiyet hakkına getirilen sınırlamada meşru amaçtan kaynaklanan kamusal menfaat ile çocuğun yararı arasındaki makul dengenin korunduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kurallarla mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın orantılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
47. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Kuralların Anayasa’nın 41. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 41. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralların Anayasa’nın 10. ve 90. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
2. Kanun’un 353. Maddesinin İncelenmesi
… 50. İtiraz konusu kural; evlilik sona erince velayet kendisinde kalan eşin, hâkime çocuğun malvarlığının dökümünü gösteren bir defter vermesini ve bu malvarlığında veya yapılan yatırımlarda gerçekleşen önemli değişiklikleri bildirmesini zorunlu kılmaktadır. Çocuk mallarının korunmasını amaçlayan düzenlemelerin öngörülmesi mülkiyet hakkı bağlamında devletin pozitif yükümlülüklerinin bir gereğidir. Dolayısıyla bu amaçla ihdas edildiği anlaşılan kuralın anayasallık denetiminin bu çerçevede yapılması gerekmektedir.
51. 4721 sayılı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrası ve 354. maddesi kapsamında velayet kendisine bırakılan eşe, çocuğun mallarını yönetme ve kullanma hakkı tanınmıştır. Evliliğin sona ermesi üzerine velayetin ana veya babadan birine verilmesiyle birlikte velayet kendisine verilmeyen tarafın, velayet kendisine verilen ve bu malları yönetme ve kullanma hakkı bulunan ana veya babanın çocuk mallarıyla ilgili olarak aldığı kararları denetleyebilme ve -gerektiğinde- müdahale edebilme imkânının ortadan kaldırılmasının çocuk yönünden birtakım sakıncaların doğmasına neden olabileceği açıktır.
52. Bu kapsamda kuralda defter verme ve bildirimde bulunma zorunluluğunun çocuk mallarının yönetiminin takip edilebilmesi ve hâkim tarafından gecikmeksizin önlem alınabilmesi amacıyla öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kural uyarınca evliliğin sona ermesi üzerine velayeti kendisine bırakılan ana veya baba tarafından defter verilmesi ve bildirimde bulunulması zorunluluğu getirilmesinin mülkiyet hakkı bağlamında devletin bu konudaki pozitif yükümlülüğünün bir gereği olarak başvurabileceği tedbirlerden olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
53. Kural kapsamında anılan Kanun’un 438. ve devamı maddelerinde vasiler yönünden öngörülen bildirimde bulunma ve izin alma zorunluluğu, velayeti kendisine bırakılan ana veya babalar bakımından öngörülmemiştir. Bu çerçevede vasi ile vesayet altına alınan arasındaki ilişki ile ana, baba ve çocuk arasındaki bağın farklı olması ve aile kurumunun da gerekleri dikkate alındığında vesayet altına alınanların malvarlığının korunması için öngörülen güvenceye göre daha hafif bir denetim tedbirine başvurulmasının makul olmadığı söylenemez.
54. Öte yandan kuralda öngörülen önlemlerin yetersiz kalması durumunda hâkim tarafından Kanun’un 360. maddesi kapsamında uygun önlemler alınabileceği gibi çocuğun mallarının tehlikeye düşmesinin başka şekilde önlenememesi hâlinde 361. madde gereğince yönetimin bir kayyıma devredilmesine karar verilmesi de mümkündür. Nitekim hâkimin bu konuda Kanun’da sınırlı olarak sayılan önlemlerin dışında da her türlü tedbire resen ya da talep üzerine yapacağı değerlendirme sonucu başvurmasına engel bir durum bulunmamaktadır.
55. Bu itibarla kural kapsamından çocuğun mallarının korunması için öngörülen tedbirin kapsam ve yöntem itibarıyla mülkiyet hakkına ilişkin devletin pozitif yükümlülükleriyle çelişen bir yönü bulunmamaktadır.
56. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 5. ve 35. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 41. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 41. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 10. ve 90. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
IV. HÜKÜM
22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun;
A. 352. maddesinin birinci fıkrasının “Ana ve baba, velâyetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlüdürler; …” bölümünün,
B. 353. ve 354. maddelerinin,
Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE 6/11/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. …” (RG 14.01.2026; S: 33137).
2-) AYM, T: 13.11.2008, E: 2005/60, K: 2008/162:
Türk Medenî Kanunu’nun 353. maddesinin Anayasa’nın 10., 12., 13., 20. ve 41. maddesine aykırı olduğu iddia edilmiştir. Anayasa Mahkemesi bu talebi T: 13.11.2008, E: 2005/60, K: 2008/162 sayılı kararı ile reddetmiştir:
“… Başvuru kararında, itiraz konusu kuralın evlilik birliğinin sona ermesi halinde velâyet hakkının kullanılmasında objektif hiçbir ölçüt aranmayarak, evlilik birliği içindeki veya evlilik dışı çocuk sahibi olunması hallerindeki velâyet hükümlerinden farklı düzenleme öngörmesinin Anayasa’nın 10. maddesine; kuraldaki yükümlülüğün ailenin huzurunu, maddi ve manevi bütünlüğünü zedeleyerek, veli ile çocuk arasındaki ilişkinin sorgulanmasına yol açması nedeniyle de Anayasa’nın 12., 13., 20. ve 41. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kuralda; evliliğin sona ermesi halinde velâyet kendisinde kalan eşe, hâkime çocuğun malvarlığının dökümünü gösterir bir defteri vermek ve bu malvarlığında veya yapılan yatırımlarda gerçekleşen önemli değişiklikleri bildirme zorunluluğu yüklenmektedir. ...
İtiraz konusu kuralla getirilen yükümlülük ile anne ve babanın evlilik birliğinin sona ermesi nedeniyle velâyeti birlikte kullanamamaları halinde, gerek bilgisizlik, gerek ihmal ve kasıt yüzünden çocuğun malvarlığının zarar görmesinin engellenmesi ve böylece çocuğa ait malvarlığının korunmasının hâkim güvencesi altına alınması amaçlanmaktadır.
Anayasa’nın 10. maddesinde kanun önünde eşitlik ilkesi belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin birçok kararında da vurgulandığı gibi, yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmez. Anayasa’nın amaçladığı eşitlik eylemli değil hukuksal eşitliktir. Durum ve konumlarındaki farklılık ve özellikler, kimi kişiler veya topluluklar için değişik kural ve uygulamaları gerekli kılar.
Evlilik birliğinin devamı ile evlilik birliğinin sona ermesi ve evlilik dışı çocuk sahibi olunması hallerinde, velâyet hakkının kullanılması konusunda farklı düzenlemeler öngörülmesinde, bu hakka sahip olan veliler aynı hukuksal konumda bulunmadıklarından aralarında eşitlik karşılaştırması yapılamaz. Bu nedenle kuralın Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı bir yönü görülmemiştir.
Çocuğa ait malvarlığının korunmasını sağlayan sınırlamanın anne veya babaya ait olan velâyet hakkının kullanılması ile çelişen bir yönü bulunmadığı gibi, itiraz konusu kuralla velâyet kendisinde kalan eşe verilen görev Anayasa’nın 12. maddesinde belirtilen ödev ve sorumlulukların kapsamı içinde kalmaktadır.
Anayasa’nın 41. maddesi ile toplumun temeli olan ailenin huzur ve refahı ve özellikle ana ve çocuğun korunması için gerekli önlemleri almak ve teşkilatları kurmak görevi Devlet’e verilmiştir. Bu maddede belirtilen “Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ... için gerekli tedbirleri alır ... ” hükmü çocukların korunmasını da güvence altına alır. Kural, özel hayat kapsamında aile hayatının gizliliğinin korunması hakkını sınırlandırmakta ise de, bu sınırlandırma Anayasa’nın 41. maddesindeki çocukların korunması için gerekli tedbirleri alma yönünde Devlet’e verilen görevin yerine getirilmesi gereğinden kaynaklanmaktadır.
Öte yandan, Anayasa’nın 12. ve 41. maddeleri gereği velâyet hakkının kullanılmasına ilişkin sınırlama velâyet hakkını ortadan kaldırmamakta, hakkın özüne de dokunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 10., 12., 13., 20. ve 41. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir. …
22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 353. maddesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına … ve itirazın reddine … karar verildi.” (RG. 24.12.2008; S: 27090).
II-) Yargı Kararları:
1-) Y. 2. HD, T: 08.02.2010, E: 2009/19636, K: 2010/1944:
“… 1992 doğumlu Durali Tarlacıoğlu’nun. Ali T. ile Kadriye C.’ın evlilik dışı ilişkisinden doğduğu, babası Ali tarafından 01.02.1995 tarihli noter senediyle tanınarak nüfusuna tescil edildiği, velayetinin yasa gereği annesi Kadriye C.’da bulunduğu dosya kapsamıyla sabittir. Çocuğun babası Ali’nin 20.10.2008 tarihinde ölmesi nedeniyle, küçük Durali’nin velayetinin Ali’nin boşandığı eski eşi Leman’a kaldığı gerekçesiyle Türk Medeni Kanununun 353 ve Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına Dair tüzük hükümleri uyarınca çocuğun velisi olmayan Leman S. (T.)’ya çocuk mallarının korunmasına yönelik ihtarda bulunulması doğru değildir. Küçük D.’nin veli olan annesi Kadriye C.’ın nüfus bilgileri dosyadaki “Tanıma Senedi” ve “Mernis Tanıma Formunda” mevcuttur. Bu bilgilerden de yararlanarak anne Kadriye’nin açık adresinin tespitine çalışılmalı, çocuk mallarının korunmasına yönelik alınacak önlemlerde bu kişi muhatap alınmalı, koşulların gerektirmesi halinde çocuğun velisi olan annesi Kadriye’den velayetin kaldırılıp (T.M.K. madde 348) küçük Durali’ye vasi atanması (T.M.K. madde 404) için vesayet makamına ihbarda bulunulabileceği hususları üzerinde durulmalıdır. Bu yönler dikkate alınmadan hüküm oluşturulduğundan kararın bozulması gerekmiştir. …”
2-) Y. 2. HD, T: 13.01.2004, E: 2003/12118, K: 2004/159:
“… Dinlenen davacı tanıkları; davalının (babanın) boş gezdiğini, dokuz ay küçük Sena’yı arayıp sormadığını, onunla ilgilenmediğini davacıdan (büyükanne’den) para istediğini, verilmemesi halinde çocuğu alacağını ifade etmişlerdir. Babanın velayet hakkına dayanarak, ölen anneden intikal eden küçüğün de paydaşı olduğu, 2875 ada 2. numaralı taşınmazın tümünü 4.4.2002 tarihinde sattığı anlaşılmaktadır.
Ana öldüğüne göre velayet babadadır. Küçük Sena’nın yasal temsilcisidir (MK.m.342/1). Mallarını yönetmekle sorumludur (MK.m.352) Mahkemece babadan çocuğa ait malların dökümünü gösterir defterin istenilmesi (Tüzük m.4) gerekmektedir. Bu açıklama karşısında, vesayet makamına (Aile Mahkemesine) gerekli ihbarın yapılıp, vesayet makamınca babadan küçük Sena’ya ait mallarının dökümünü ihtiva eden defter istenilip, taşınmazın satışı sonucu Sena’ya intikal eden paranın akibeti araştırılmalıdır. Bu dosya ve tanık sözleri birlikte değerlendirilip, bir uzmandan da görüş (v)e (rapor) alınıp davalının (babanın) velayet görevini gereği gibi yerine getirip getirmediği değerlendirilip sonucu uyarınca karar verilmesi gerekir …”
III-) Türk Kanunu Medenîsi:
II. Evliliğin zevalinden sonra
Madde 279
Evliliğin zevalinden sonra velâyeti haiz olan karı veya koca, hâkime çocuğun malî vaziyetini gösterir bir müfredat defteri vermeğe ve servetinde ve keyfiyeti tenmiyesinde ehemmiyetli bir tebeddül husule geldiği takdirde, onu da, bildirmeğe mecburdur.
IV-) Madde Gerekçesi:
Yürürlükteki Kanunun 279 uncu maddesinden ifadesi sadeleştirilmek suretiyle aynen alınmıştır.
V-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:
1-) ZGB:
Vierter Abschnitt: Das Kindesvermögen
A. Verwaltung
Art. 318
1 Die Eltern haben, solange ihnen die elterliche Sorge zusteht, das Recht und die Pflicht, das Kindesvermögen zu verwalten.
2 Steht die elterliche Sorge nur einem Elternteil zu, so hat dieser der Vormundschaftsbehörde ein Inventar über das Kindesvermögen einzureichen.
3 Erachtet es die Vormundschaftsbehörde nach Art und Grösse des Kindesvermögens und nach den persönlichen Verhältnissen der Eltern für angezeigt, so ordnet sie die periodische Rechnungsstellung und Berichterstattung an.
2-) CCS:
Chapitre IV: Des biens des enfants
A. Administration
Art. 318
1 Les père et mère administrent les biens de l’enfant aussi longtemps qu’ils ont l’autorité parentale.
2 Si le père ou la mère a seul l’autorité parentale, il est tenu de remettre à l’autorité tutélaire un inventaire des biens de l’enfant.
3 Lorsque l’autorité tutélaire le juge opportun, vu le genre ou l’importance des biens de l’enfant et la situation personnelle des père et mère, elle ordonne la remise périodique de comptes et de rapports.
Not: İsviçre Medenî Kanunu’nun 318. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları 19.12.2008 tarihli Federal Kanun ile 01.01.2013 itibariyle değişikliğe uğramıştır. Ayrıca belirtmek gerekir ki, Türk Medenî Kanunu’nun 353. maddesi, İsviçre Medenî Kanunu’nun 318. maddesinin 2. fıkrasına tekabül etmektedir. Bununla birlikte hüküm esasen İsviçre Medenî Kanunu’nun eski 291. maddesine tekabül etmektedir.